Edebi Metin Çevirisi Örneği

Tanrı ve Tapınak Dansçısı

Geothe

Almanca Aslından Çeviren : Gözde Türker


Mahadöh, dünyanın efendisi
Altıncı kez indi yeryüzüne
Olacaktı tıpkı biz insanlar gibi
Ortak olmak için neşe ve kedere
Burada yaşamak rahattı
Her şeyi akışına bıraktı
Cezalandırmak ve esirgemek için
İnsanlara onların gözüyle bakmak lazımdı.
Şehri seyyah kılığında dolaştı durdu boyuna
Gözü büyüklerin üzerinde, gösterdi küçüklere ilgi alaka
Akşam olunca ayrılıp devam etti yoluna.

Şimdi çıkarken şehirden dışarı
Bırakıp arkasında evleri
Gördü yanakları boyalı
Yoldan çıkmış, güzel bir hanımefendi.
“Merhaba, genç hanım!”
“Merhaba efendim, bekleyin geliyorum hemen aşağı.”
“Peki kimsin sen?”
“Ben bir dansçıyım ve işte bu da aşk evi.”
Dansçı dansı için çaldı zilleri
Biliyordu çok iyi, onu içeri çekmeyi
Eğilip bükülüyor, uzatıyordu ona bir çiçek buketi.


Cilveyle çekti onu kapı eşiğine
Sonra da hızla evin içine
“Parlak yüzlü güzel yabancı
Hoş geldin bu fakirhaneye
Bitkinsin, alayım yorgunluğunu elimden geldiğince
Dinlensin ayakların, kalmasın acı içinde.
“Ne istiyorsan alacaksın onu
Huzur, neşe ya da eğlence.”
Efendinin sahte acılarını dindirdi hevesle
Ölümsüz efendi güldü, gördü ki memnuniyetle
Güzel bir kalp var, tüm bu kokuşmuşluk içinde.


Efendi kabul etti kızın hizmetini
Dansçı daha da neşelendi
Ve kızın yapmacık halleri
Git gide doğallaşıyordu şimdi.
Ve böylece çıkardı ortaya çiçekleri
Çok geçmeden de meyveleri
Ruhlarında uysallık olanlara
Ulaşılmaz olmayacaktı sevgi.
Fakat sınamak için dansçıyı acımasızca
Karar kıldı yerin ve göğün ehli
Neşe, korku ve şiddetli ıstıraba.


Ve bir öpücük kondurdu kızın pembe yanaklarına
Zavallı, hissetti aşkın ıstırabını
Düştü sevdanın ağına
Tutamadı ilk kez gözyaşlarını
Çözüldü dizlerinin bağı
Ne şehvet ne de menfaat hissiyle
Ve büyün uzuvları
Karşı çıktı hareket etmeye.
Bu mutlu seremoni için gece
Hazırladı o zarif siyah duvağı
İndirdi sonra, bu güzel örtüyü üstlerine.


Tüm gece meşk edip yenik düştü kız uykuya
Azıcık dinlenip uyandı erkenden
Buldu o an efendiyi bağrında
Ölmüştü çok sevgili konuğu o uyurken.
Eğildi onun üstüne ağlaya ağlaya
Yine de uyandıramadı sevgilisini
Yakın taşıyacaklardı onu odun yığınına
Yakacaklardı kaskatı olmuş bedenini.
Duyunca rahipleri, ardından yakılan ağıtları
Gözü döndü birden, koşup yardı kalabalığı
“Kimsin sen? Neden geldin buraya?”


Tabutun yanında yığıldı yere
Yakarışları ulaştı ta göğe
“Geri istiyorum ben eşimi
Arayacağım onu kabirde bile.
Onun bu görkemli bedeni
Küllere mi dönüşecek gözlerimin önünde?
Benim! O sadece benimdi!
Ah, yalnızca tek bir geceliğine!”
Söyledi şarkıyı rahipler “Yaşlıları göndeririz
Yorulduklarında çoktandır üşümekten
Gençleri de göndeririz, hiç akıllarında yokken.


Papazların sözünü dinle
Buradaki kocan değil senin
Bir dansçısın sen kendi halinde
Yoktur burada hiçbir görevin.
Yalnızca ruh eşlik eder bedene
Böyledir ölüm krallığında
Yalnızca eşi eşlik eder diğerine
Hem görev hem de şeref uğruna.
Çalsın borazanlar, bu kutsal feryatla birlikte
Ah, alın, siz Tanrılar günün güzelliklerini tümüyle
Çekin ateşler içine o yağız delikanlıları da.”


Ve bu merhametten yoksun şarkıyla
Tuz biber ektiler acısının üstüne
Ve uzatıp kollarını kocasına
Atladı yanan ateşin içine.
Fakat doğruldu genç tanrı
Ateşin içinden dimdik çıktı
Kollarında sevgilisiyle
Yükselmeye başladı.
Bu memnun etti pişman günahkarların tanrısını
Ölümsüzler götürdü yanında cennete
Yoldan çıkmış olanlar ve  yoksulları.


Metnin Aslı


Der Gott und die Bajadere
Goethe

Mahadöh, der Herr der Erde,                                                  
Kommt herab zum sechsten Mal,                                           
Daß er unsersgleichen werde,                                                 
Mitzufühlen Freud und Qual.                                               
Er bequemt sich, hier zu wohnen,                                           
Läßt sich alles selbst geschehn.                                               
Soll er strafen oder schonen,                                             
Muß er Menschen menschlich sehn.                    
Und hat er die Stadt sich als Wandrer betrachtet,       
Die Großen belauert, auf Kleine geachtet,          
Verläßt er sie abends, um weiterzugehn.

Als er nun hinausgegangen,
Wo die letzten Häuser sind,
Sieht er, mit gemalten Wangen,
Ein verlornes schönes Kind.
>Grüß dich, Jungfrau !< - >Dank der Ehre!<
Wart, ich komme gleich hinaus.< -
>Und wer bist du?< ->Bajadere,
Und dies ist der Liebe Haus.<
Sie rührt sich, die Zimbeln zum Tanze zu schlagen,
Sie weiß sich so lieblich im Kreise zu tragen,
Sie neigt sich und biegt sich und reicht ihm den Strauß.

Schmeichelnd zieht sie ihn zur Schwelle,
Lebhaft ihn ins Haus hinein:
>Schöner Fremdling, lampenhelle
Soll sogleich die Hütte sein.
Bist du müd, ich will dich laben,
Lindern deiner Füße Schmerz.
Was du willst, das sollst du haben,
Ruhe, Freuden oder Scherz.<
Sie lindert geschäftig geheuchelte Leiden.
Der Göttliche lächelt; er siehet mit Freuden
Durch tiefes Verderben ein menschliches Herz.

Und er fordert Sklavendienste;
Immer heitrer wird sie nur,
Und des Mädchens frühe Künste
Werden nach und nach Natur.
Und so stellet auf die Blüte
Bald und bald die Frucht sich ein;
Ist Gehorsam im Gemüte,
Wird nicht fern die Liebe sein.
Aber sie schärfer und schärfer zu prüfen,
Wählet der Kenner der Höhen und Tiefen
Lust und Entsetzen und grimmige Pein.

Und er küßt die bunten Wangen,
Und sie fühlt der Liebe Qual,
Und das Mädchen steht gefangen,
Und sie weint zum erstenmal,
Sinkt zu seinen Füßen nieder,
Nicht um Wollust noch Gewinst,
Ach, und die gelenken Glieder,
Sie versagen allen Dienst.
Und so zu des Lagers vergnüglicher Feier
Bereiten den dunklen, behaglichen Schleier
Die nächtlichen Stunden, das schöne Gespinst.

Spät entschlummert unter Scherzen,
Früh erwacht nach kurzer Rast,
Findet sie an ihrem Herzen
Tot den vielgeliebten Gast.
Schreiend stürzt sie auf ihn nieder;
Aber nicht erweckt sie ihn,
Und man trägt die starren Glieder
Bald zur Flammengrube hin.
Sie höret die Priester. die Totengesänge,
Sie raset und rennet und teilet die Menge.
>Wer bist du? Was drängt zu der Grube dich hin?<

Bei der Bahre stürzt sie nieder,
Ihr Geschrei durchdringt die Luft:
>Meinen Gatten will ich wieder!
Und ich such ihn in der Gruft.
Soll zu Asche mir zerfallen
Dieser Glieder Götterpracht?
Mein! er war es, mein vor allen!
Ach, nur Eine süße Nacht!<
Es singen die Priester: >Wir tragen die Alten,
Nach langem Ermatten und spätem Erkalten,
Wir tragen die Jugend, noch eh sie's gedacht.

Höre deiner Priester Lehre:
Dieser war dein Gatte nicht.
Lebst du doch als Bajadere,
Und so hast du keine Pflicht.
Nur dem Körper folgt der Schatten
In das stille Totenreich;
Nur die Gattin folgt dem Gatten:
Das ist Pflicht und Ruhm zugleich. –
Ertöne, Drommete, zu heiliger Klage!
O nehmet, ihr Götter! die Zierde der Tage,
O nehmet den Jüngling in Flammen zu euch!<
So das Chor, das ohn Erbarmen
Mehret ihres Herzens Not;
Und mit ausgestreckten Armen
Springt sie in den heißen Tod.
Doch der Götterjüngling hebet
Aus der Flamme sich empor,
Und in seinen Armen schwebet
Die Geliebte mit hervor.
Es freut sich die Gottheit der reuigen Sünder;
Unsterbliche heben verlorene Kinder
Mit feurigen Armen zum Himmel empor.
Posted on by Gözde Türker | No comments

0 yorum:

Yorum Gönder